Ocak / Şubat Mektubu
Türkiye Günlüğü yılın ilk sayısıyla ellerinize ulaşmış bulunmaktadır. Türk dergiciliğinde bu kadar uzun ömürlü bir dergi yayıncılığını sürdürmenin ötesinde, çıktığı günden itibaren demokrasi, sivil hak ve özgürlükleri esas alan tutumu, milliyetçi düşünce çizgisinde ilkeli tavrıyla yoluna devam etmektedir. Dergimiz, bu ülke ortak paydasında buluşan bütün düşüncelere açık, çoğulcu bir fikir platformu olma yaklaşımını sürdüren bir geleneği temsil etmesi bakımından da farklı yerde durmakta ve konudaki öncülüğüne devam etmektedir. Bu sayıda ele aldığımız konu Siyonizm’dir. Bilhassa Gazze’de İsrail devletinin meydana getirdiği zamanımızın İnsanlık tarihinde yaşanan en büyük katliam Siyonizm meselesini yeniden ele almayı zorunlu hale getirmiş bulunmaktadır. Bu bakımdan Siyonizm hem ideolojik hem tarihsel ve politik boyutlarıyla ele alınıp analiz edilmek durumundadır. İnsanlığın bu açıdan yaşanan olaylar karşısında başarılı bir sınav verememiş olmanın, derin krizleriyle karşı karşıya olduğunu da belirtmek gerekmektedir. Siyonizm anti demokratik bir devlet ideolojisi olduğu kadar ırkçı ve dinsel ögeleri ırkçı hedeflere yönelten bir siyasi program olarak da bugün bütün insanlık için bir sorun haline gelmiş bulunmaktadır. Dergimizin bu sayısında Siyonizm başlığı altında okuyacağınız yazılar bu insanlık dışı ideolojiyi tüm boyutlarıyla ele almaktadır. Özellikle Filistin meselesinde vicdanın ve aklın sembol isimlerinden Richard A. Falk ile yapılan mülâkata dikkatinizi çekmek isteriz. Falk, İsrail devletinin her türlü tehdidine ve önlemelerine rağmen senelerdir Filistin’deki hak ihlallerine dikkat çeken çalışmalarıyla ve İsrail’in Filistinlilere karşı geliştirdiği apartheid politikalarına dair hazırladığı BM raporuna katkısıyla bilinmektedir. Son olarak Gazze’deki soykırım için kurulan bir sivil inisiyatif olan Gazze Mahkemesi’ne de başkanlık eden Falk’un cevapları tarihe kayıt olarak düşülecek türdendir. Yine Ramzy Baroud ve Jeff Halper’in yazılarının Türkiye’deki tartışmalar açısından ufuk açıcı olabileceğini düşünüyoruz. Birçok değerli yazarın yanı sıra Ergun Türkcan’ın Yahudi tarihinin yaklaşık 2000 yıllık dönemini keyifli bir dille ve düşündürücü bir üslûpla irdeleyen yazısını da dikkatinize sunmak isteriz.
Türkiye Günlüğü, ülkemizin toplumsal ve ekonomik bakımdan her geçen gün sorun çözme kabiliyetinin arttığını bunu bütün göstergelere bakarak tespit etmenin zor olmadığının farkındalığı ile temeldeki sorunun düşünce üretiminde bir başka söyleyişle düşünsel ve kültürel sahada yaşandığı tespitiyle akademiden, aydınlara, sanatçılardan entelektüellere uzanan kapsamlı sahada yapılacak çalışmaların toplumsal gelişme açısından diğer maddi göstergelerden daha kalıcı etkiler yaratacağına inanmaktadır. Düşünce üretiminin kültürel gelişmenin maddi alanda yaşananların gerisinde kalması veya diğer alanlarda yaratılan değişme çizgisine dinamizm katacak, yönlendirecek seviyede olmaması zaman içinde diğer sektörlerdeki gelişmeleri de olumsuz etkileyecek bir neticeye yol açma potansiyeline sahiptir. Bir başka söyleyişle aydınların, akademyanın, sanat dünyasının ve özellikle de entelektüellerin yaratıcılığı toplumsal zenginliğin beslendiği kaynaklar olarak görülmek mecburiyeti vardır. Bu bakımdan Türkiye Günlüğü bünyesinde başta Düşünce Okulu olmak üzere diğer yapılarla bu tür sahalarda katkı yapmak üzere çalışmalarımızın hızlandığı bilgisini de paylaşmak isteriz. Türkiye Günlüğü dergisinin kuruluş hikayesini değerli dostlarımız yakından bilmektedirler. Bu dergi bir arkadaş grubunun başta kurucu Genel Yayın müdürümüz Mustafa Çalık olmak üzere V. Bilgin, M. Türköne, N. Bostancı, M. Özden, N. Genç gibi arkadaşların uzun süren bir hazırlık çalışmaları sonucu ortaya çıkmıştı. Bu arkadaşlar içinde Ahmet Turan Alkan’ın ayrı bir yeri vardır. Sevgili kardeşimiz Ahmet Turan o yıllarda onun gönlümün birinci şehri fakat Tanpınar Beş Şehir diye yazdığı için Altıncı Şehir demek durumda kaldığını belirttiği Sivas’tadır, bu sebeple kuruluş aşamasındaki haftalık rutin buluşmalara birkaç defa katılabilşmiştir fakat Dergi ilk çıktığından bu tarafa o güzel kalemiyle çok önemli katkılar yapmıştır. Yazdığı denemeler, eleştiri ve inceleme yazılarının niteliği bilhassa üslup güzelliğini kelimelerle anlatmak zordur; Ahmet Turan’ın Nabi Avcı ile giriştikleri polemik ayrı ve anlatılması çok kolay olmayan bir hiciv, taşlama ve eleştiri örneği olarak dergi sayfalarında kalmayacaktır. Evet, o kalem efendisi Ahmet Turan Alkanı kaybettik, yakınlarına, dostlarına, dergimiz camiasına baş sağlığı diliyoruz. Türkiye Günlüğü yaşadıkça kendisini var eden değerleri, onların aziz hatıralarını da yaşatacaktır. Değerli Türkiye Günlüğü dostları, yukarıda bahsettiğimiz kültürel gelişme, düşünce sorunları etrafında tartışmalarımızı devam ettirmek istiyoruz bu bağlamda önümüzdeki sayımızda ‘Türk solu nerede’ konusunu ele alacağız. Katkılarınızı bekliyoruz. Selâm ve saygılarımızla.
Türkiye Günlüğü
top of page
₺250,00Fiyat
bottom of page

